YUNUS ISLIĞI

 





YUNUS ISLIĞI 

-        Ah, Anne neler sardın başıma.

-        Sana kalsa mürüvvetini görmeden ölüp gideceğim.

- Off Anne Off. Hafif kilolu demiştin hani, kapıdan giren o değil mi? Yunus gibi bu anne.

-       Konuşmadan bilemezsin kızım, köklü bir ailenin tek oğlu hem de arastada tuhafiye dükkanı varmış. Babası ölünce buna kalmış, yani size ( kıkırdamaya başlar) Siz yalnız kalın hadi ben kalkıyorum.

 

-        Merhaba, Eylül hanım değil mi? Ben Muhterem, Sevgi hanımın oğlu.

-        Evet,   Buyurun Muhterem bey.

-        Garson, bize oradan iki çay kap gel. Annem bahsetmiştir, arastada tuhafiye dükkanım var, küçük esnafız, kendi yağımızla kavruluyoruz işte.

-        Annelerimiz tanışmış ama ben sizi tanımak isterim. Okumayı sever misiniz? En son hangi kitabı okudunuz Muhterem bey?

-        Okuduğum kitaptan kişilik analizimi mi yapacaksınız?

-        Elbette hayır, sizi tanımak için...

-        Evlenince tanışırız. Ben kitap okumam insan okurum Eylül hanım.

-        O yüzden mi bana sormadan iki çay söylediniz garsona, beni okudunuz, çay sever mi dediniz. Oysa ben sade kahve severim. Garson, çayın biri iptal, sade bol köpüklü Türk kahvesi lütfen.

-        Öğretmenmişsiniz annem söyledi. Atanamamışsınız. Evlenmeyi kabul etmenizin nedeni bu mu?

-        Beni okudunuz yine, benim dilimden değil. Burada olmamın tek sebebi annemi kıramadığım için. Evliliği kurtarıcı can simidi sanması onun suçu değil.

-        Benim annem de ısrar ettiği için buradayım doğrusu. Dükkana düğme almaya gitmeliydim ama buradayım.

-        Hiç düğme ile kıyaslanmamıştım doğrusu (gülmeye başlar)

-        Beni güldürmeyin lütfen sesim yunus çığlığı gibi.

-        Ne güzel işte yunus ve çığlığı güzel bir ikili olduk doğrusu.

 

 

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

AYAKKABI HİYERARŞİSİ

MIKNATIS