RÜZGARLI HANIM VE BEYAZ GÜLLER
RÜZGARLI HANIM VE BEYAZ GÜLLER Çiçekçi onu bu kez, kot pantolon ve tişörtle, tırıs yürüyüşle dükkana girerken görünce şaşırdı. İşin tuhafı; çiçekçinin şaşırdığını gören Eylül’de şaşırmıştı bu şaşkınlığa. Demek; onlarca müşteri arasında hatırlanmaya değer, bir özelliği olmalıydı... Demek ki; saçını kestirmesi, kılık kıyafetiyle oynaması bir işe yaramamıştı, yine tanımıştı işte onu. Çiçekçi gülümsedi, ama gerçekten Eylül’ de, gülümsedi. Ama bu gülümseme kendi gülümsemesiydi. Hiçbir şey konuşulmadı aralarında, ne bir istek, ne bir öneri. Beyaz Güllerden oluşan bir buket hazırdı, zaten. Eylül’e; sadece onlarına avuçlarına almak kalmıştı yine. Eylül’ü uğurlarken çiçekçinin içi buruktu: ‘ Yine olmamış.’ Dedi içinden. O hala ‘kendine Çiçek ısmarlayan kadın’. Çiçekçiden çıkarken, Eylül’ün içi buruktu: ‘Yine sustun’… Dedi içinden . ‘O beyaz güller kendime değil diyemedin ‘... Elindeki beyaz güllerle, yürümeye başladı defalarca yürüd...