Kayıtlar

EN SEVDİĞİM'e

Resim
En Sevdiğim ‘e En sevdiğim mor; gün batarken kızılını çalıp giyinen dağların doruklarındaki kayaların moru. En sevdiğim mavi; gün batarken hava kararınca lacivert olacağım korkusuyla titreyen denizin derinlere kaçan mavisi. En sevdiğim sarı; sevdiceğinin sevgisini ölçmek için yaprakları koparılan papatyanın, son yaprak seviyor çıkınca, gülümsemesiyle ortaya çıkan sarı. En sevdiğim kırmızı; annesine gül alırken çiçekçinin, “anneye kırmızı gül alınır mı” dediğinde elindeki gülün sevinç kırmızısı. En sevdiğim yeşil; vahşi ormanın en derinliklerinde kimsenin görmediği, dokunamadığı toprakta yeşeren otun yeşili. En sevdiğim siyah, kuzguni seviyorum diye ayak tırnaklarını siyaha boyayan kızımın ojesi... F.K.

GİTTİKÇE DAHA COK HATIRLIYORUM

Resim
GİTTİKÇE DAHA COK HATIRLIYORUM Ne almıştı seni, toprak mı?  Neden almıştı, ömrün o kadar mı yazılmıştı?  Nafile avunmalar, nafile savunmalar. Gittiğinde askıda montun vardı oysa geri gelip giyecekmişsin gibi. Çarşafların hala sana kokuyordu, yıkandıkça azalmadı o koku her bir ipliğe, dikişe sinmişti; fesleğen gibi elledikçe, sevdikçe yayılıyordu çikolatalı, vanilyalı kokun evde kek pişmiş gibi.  Gladyatör tarzı sandaletlerin tam ayağıma göre oldu. Siyah tabi ki en sevdiğin. Arada giyip şöyle bir salınıyorum çarşı, pazarda sevdiğin dondurmadan alıp yalaya yalaya yürüyorum sokakta belki o arı beni de bulur sokar yanağımdan aynı acıya ortak olurum. Acısı ortak olan anlarmış sevdiğini. Sen doğarken hissettiğim acıyı hissedemeyeceğin aklıma düşüyor. Daha pek çok acıyı, korkuyu ama sevinci, heyecanı da hissedemeyişine üzülmeli mi sevinmeli miyim?  Kırklar geçince, yıllar bittikçe unutulmaz oldu her bir anı. Unutmaktan korkunca silinirmiş anılar. Korkmuyorum, her gün anıyor...

YEDİ

Resim
    Yedi   Başında ki yemenisi usulca kaymış yeni kınaladığı saçlarının kokusu burnuma ulaşmıştı. Yedi kere okunacakmış, nazar geçmezmiş, kirpiklerim top top olmuş. ‘Ah üzüm saçlım, gözleri çıksın’ der demez gözlerim yerinden fırlamış gibi hissediyorum. Belki bende birini nazar etmişimdir korkusuyla. Hâlâ nazar duası okuyacak, yedi kere beni kem gözden koruyacak birilerinin hayatımda olması ne güzel. Yatağımda yüzü koyun yatıyorum, küs olunca hep öyle yatarım, yüzümü saklarım deve kuşu gibi yastığa. Yedi kere oku, diyor yine adaşım ama akranım olmayan ninem. Duayı sesli okuyoruz bir ağızdan, ben parmaklarımla sayıyorum, ne eksik ne fazla olmasın, yedi kere okunsun, şifa bulayım.     Yedi, burcumun da uğurlu sayısı üstelik. Tesadüfe bakın kirada oturduğum ilk evin kapı numarası da yediydi. Okul numaramda yedili desem şimdi ‘yok artık’ dersiniz. Yok, demeyeceğim. Bu kadar yedi sayısıyla karşılaşmak mistik bir işaret olmalı. Matematikte hiçbir rakamın bölem...

Doğum Günü

Resim
  Doğum Günüm Çarşamba Haftaya doğduğum gün, annem beni doğuracağı için heyecanlıydı, eminim. Nasıl o kadar eminsin derseniz kendimden biliyorum. Doğumu beklemek biraz korku, biraz endişe, biraz gurur. Birinin dozu kaçarsa senin de keyfin kaçar. Annem hangisini kaçırmıştı acaba?  Perşembe Doğduğum güne altı gün var. Bence doğum gününü annen kutlamalı, doğurma günü diye. Sene hesabı yapmak da neymiş. Yarım asır yahu. Bir de üstüne beş yıl ekle. Geceleri düşsek şu hesaptan olmaz mı? Cuma Bu sene plan yapmıyorum, kutlamaya gerek yok. Eyvah, galiba yaş aldıkça mum üflemek korkutmaya başladı. Yok be, dilek tutmak kolay. Ya tutmazsa ne yaparım korkusu bu. Yaş aldıkça küçülen umut orantısı bu. Payla paydayı yer değiştirsem oran değişir mi? Pazartesi Cumartesi, pazara ne oldu demeyin. Sevdiğim için tatil günleri çabuk geçti. Saat saymadım. Pazar kahvaltısını özenle hazırlayıp emlakçı kardeşlerin yenilediği evi izleyerek yedim. Üstüne de bir güzel çam kokulu kahvemi içtim. Emekli olduğ...

HAYAL

Resim
Hayal 1977 Çocukluk hayali işte, ilkokullarda izci kıyafeti giymiş bando takımları vardı o yıllarda. Takıma seçme yapılacak, yirmi beş kuruş kayıt parası istediler okuldan, babam ne para verdi ne de izin verdi yavru kurt olmama. Her bayramda hayalî ben, trampeti coşkuyla çalarak en arkada yürüdüm hep... 1983 Ortaokul bitip liselere giriş sınavları başladığı zamanlar, ilçemizdeki liseye gideceğim. Hayal değil, kız çocuklarını okutan bir aileye sahibim, bir de benim fen lisesi, sağlık meslek lisesi ve parasız yatılı liselerin sınavına girmediğimi fark eden öğretmenime. Babam, öğretmenimizin uyarısıyla başvuru tarihi geçmeyen tüm sınavlara götürüyor beni. Hayalim hemşirelik değil, sınavı sabote ediyorum. Yatılı okumak hiç hayalim değilken okulun ilk günü evden uzakta bir ranzada uyumaya çalışırken buluyorum kendimi evde olmayı hayal ederken... 1989, 1991 Hayaller ve kararlar arasında bir bağ var. Dereceyle biten üniversite hayatından deniz hukukunda yüksek lisansa devam etmek ...

İLAÇ

Resim
  İLAÇ  Ocak Ayı, Yine tansiyonum yükseldi, yine diyorum, beni tanıyanlar bilir, gençliğimden beri tansiyonumla aram pek iyi değildir. Dil altı hapımı arıyorum çantada, hap daha elime değmeden ağzıma ekşi tadı geliyor. Kendimi Pavlov’un köpeği deneyinde gibi hissediyorum. Tansiyonumun niye yükseldiğini hatırlayıp bu kez sahne senin değil sevgili tansiyon diyorum. Bu kez alarm yok. Şubat Ayı, İlacımı yine çantama koymayı unutmuşum, yine diyorum, beni tanıyanlar bilir, ilaçlarla aram pek iyi değildir. İlaç içmeyi sevmem. Karaciğerim de benim gibi seçici, içeriği önemlidir kullanacağım ilacın. Ağrı kesicileri hiç sevmez, ağrı eşiğim yüksektir. Çok acı çektiğimle doğru orantılı olduğunu düşünüyorsanız... doğrudur. Mart Ayı, En iyi ilaç, sevgidir. Neyse ki sevgiyi çantama koymayı unutmama, bir bardak suyla yutmama gerek yok. Hayatın üç kez bana sunduğu can hakkını en iyi şekilde yaşamaya çalışıyorum, bildiğim gibi. Bildiğim gibi diyorum, beni tanıyanlar bilir, sevginin, saygının,...

ÜNİFORMA AŞK

Resim
  ÜNİFORMA AŞK Hepiniz birbirinize benziyorsunuz. Oysa farklılıklar belirliyor seni, beni. Farklılıklar ayırıyor bizi, sizi. Üniformada omzundaki çentikler gibi değil; zamana bağlı olmayan yaşanmışlıklarla kazanılan tecrübelerin belirliyor seni, beni. İğneyle şişirilmiş avurtlarınız var. Bütün burunlar hokka. Alnınızdaki çizgiler belirmeden onları yok etme savaşındasınız. Saç renginizi sosyal statünüz belirliyor. Kırmızı rujun ruhu değişti, sayenizde utanır oldu aşktan. Hırsınızla egonuzu harmanlayıp yeni bir tür yarattınız sosyal medyada. Utanmadınız. Herkes öyleydi nasılsa. Ben farklı nasıl olurum değil, onlar gibi nasıl olurum hesaplarına girdiniz, hata payından korkmadan. Şakşakçınız çoktu nasılsa. Ya çok güzeldiniz ya da çok yakışıklı. Sorsanız komünist değildiniz ama hepiniz üniforma giymiştiniz. Sorsanız faşist değildiniz ama hepiniz tektiniz. Aşka bile üniforma giydirip arkasından güldünüz. Çok gülen ağlarmış, bilir misiniz? F.K.