Doğum Günü

 






Doğum Günüm


Çarşamba

Haftaya doğduğum gün, annem beni doğuracağı için heyecanlıydı, eminim. Nasıl o kadar eminsin derseniz kendimden biliyorum. Doğumu beklemek biraz korku, biraz endişe, biraz gurur. Birinin dozu kaçarsa senin de keyfin kaçar. Annem hangisini kaçırmıştı acaba? 


Perşembe

Doğduğum güne altı gün var. Bence doğum gününü annen kutlamalı, doğurma günü diye. Sene hesabı yapmak da neymiş. Yarım asır yahu. Bir de üstüne beş yıl ekle. Geceleri düşsek şu hesaptan olmaz mı?


Cuma

Bu sene plan yapmıyorum, kutlamaya gerek yok. Eyvah, galiba yaş aldıkça mum üflemek korkutmaya başladı. Yok be, dilek tutmak kolay. Ya tutmazsa ne yaparım korkusu bu. Yaş aldıkça küçülen umut orantısı bu. Payla paydayı yer değiştirsem oran değişir mi?


Pazartesi

Cumartesi, pazara ne oldu demeyin. Sevdiğim için tatil günleri çabuk geçti. Saat saymadım. Pazar kahvaltısını özenle hazırlayıp emlakçı kardeşlerin yenilediği evi izleyerek yedim. Üstüne de bir güzel çam kokulu kahvemi içtim. Emekli olduğumdan beri pazartesileri de seviyorum, laf aramızda. Kendime ne hediye etsem acaba ? 


Salı

Eh işte, son saatler. Doğum sancıları başladı. Geçen senenin defterini çıkardım. Bakalım hesap hatası var mı? Hata payı koymayı unuttuğum bir yer buldum. Seneye koyarız artık. Seneye dediysem yeni defter yarına hazır olmalı. Ben daha ne giyeceğime karar vermedim. Bu kez elbise mi giysem acaba? 


Çarşamba

Gerinerek uyandım her zamanki gibi yatakta, bir bebek gibi sıktım yumruklarımı. Utanmıyorum çıplaklığımdan, istediğimi giyerim üstüme. Anılarım silinmiş, yenileri yüklensin diye. İstediğim zaman hatırlayabilirim geçmişimi, yanıma ne lazımsa aldım. Öyle koca bir valiz değil, el emeği bir heybe kadar varlığım. Doğduğum saatte kalbimin atışına tekrar teşekkür ediyorum. Pastam altı kişilik ama bu sene kaç dosta yetecek acaba? 


F.K.

Yorumlar

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

YUNUS ISLIĞI

AYAKKABI HİYERARŞİSİ

MIKNATIS