Kayıtlar

GÜVERCİN OTELİ

Resim
  Güvercin Oteli   Annem, elimden tutuyormuş gibi tek tek tırmanıyorum basamakları, çocukken ikişer üçer hoplayıp çıktığım merdivenler çoğalmış hatta genişlemiş, apartmanın duvarlarına sinmiş kendine has kokusuna   elimdeki salçalı ekmeğin kokusu da   karışarak, duvara çizdiğim kuş resmini bulma umuduyla çocuk gözlerimle yaşlı bacaklarım her katta dura çıka yıllarca inip çıkan komşuların, misafirlerin, satıcıların, çocukların ayak izleri kara beton üzeri atılan parça mermerlerden yapılmış mozaikten döşemeyi parlatıp, içeri doğru meyil verdiği yerlere basmaya korkarak adımlıyorum. Herkes aynı yere basmaya dikkat etmiş gibi basamakların orta yerleri kenarlara göre daha çukur ve kaygan. Umarım düşmeden çıkarım terasa. En çok manzarayı merak ediyorum, hafızamdaki eski İstanbul değil, biliyorum ama unut hastalığım ilerlemeden çocuk gözlerimle, çocuk heyecanımla tekrar görüp hafızama kaydetmek istiyorum.   Meslektaşım fark etti unut hastalığımı, eşimin ölümünden...

YALNIZLIĞA TUZLU KAHVE

Resim
            YALNIZLIĞA TUZLU KAHVE                                             Otobüs terminallerinin kendine has o kokusu. Gurbetçi, yedekçi, yemekçi, çileci, gözlemci, insancı kokular. Ekşimsi, tatlımsı, tuzluca bir tat bırakır genzinde. Otobüs, perona girdiğinde kokular değişir, üstüne sinen kokuyla koltuğuna kurulursun. Camlar sımsıkı kapalıdır, hiçbir koku girmesin, hiçbir koku çıkmasın diye.             Evden çıkarken evinin kokusunu askıya asıp çıkmışsındır. Yanına oturacak yolcuyu merakla beklersin, bazen şans senden yanadır, boştur yan koltuk. Üstüne sinen kokulardan en sevdiğini seçip derin bir nefes alırsın, camdan akıp giden kâh ağaçlı kâh dağlı kâh çorak bozkır manzarasına bakarak.            Ben de teke...

HİŞT GELSENE

Resim
  Hişt Gelsene   Hişt gelsene, gel diyorum sana;   Seni yazdım,   yanına S eviyorum   yazmak için içindeki sevgiyi vermen lazım kalemime...   Hişt gelsene, gel diyorum sana;  Seni yazdım, yanına Ö zledim yazmak için içindeki özleme hissini vermen lazım kalemime... Hişt gelsene, gel diyorum sana;  Seni   yazdım, yanına T akdir ediyorum yazmak için içindeki bilgeliği vermen lazım kalemime... Hişt gelsene, gel diyorum sana;  Seni yazdım, yanına H adi gidelim yazmak için içindeki maceracı özgür ruhu anlatman lazım kalemime... Hişt gelsene, gel diyorum sana;  Seni yazdım, yanına B en yazmak için içinde miyim görmem lazım.        

YOLCULUK POSASI

Resim
  YOLCULUK POSASI Tren istasyonu biten bayram   yorgunluğunu sıcağın yüzlerine yapıştırdığı bezgin yolcularla doluydu. Tehirli gelecek olduğu anons edilen treni beklerken sıkılan çocuklar sıcağa aldırmadan oyun kurmuşlardı bile. Bayramlık elbiselerinin kirleneceğinden korkan annelerin sesi bile çıkmıyordu. Nemli sıcak havadan yapış yapış saçlar, kirpiklerden dökülen ter artık dayanılmaz olmuş, tren gelse de yerlerimize oturup serinlesek diye gözler raylardan gelecek tren düdüğüne dikkat kesilmişti. Yaklaşık yarım saatlik bekleme sona erip tren, istasyona yanaştığında herkes biletlerine bir kez daha bakıp vagonlarını, koltuk numaralarını kontrol ettiler. Birer birer bavullar, çocuklar, yiyecek dolu çantalar taşındı, numaralar sorulup bulundu, yerlerine oturtuldu. Herkes dışarıdan pek farkı olmayan sıcağı fark edip söylenmeye başlamıştı. Birinci vagondaki elli beş koltuk tamamen doluydu. İlk dakikalarda herkes mırıldanmış, sonra şikayet sesleri yükselmeye başlamıştı. Ön ko...

EN SEVDİĞİM'e

Resim
En Sevdiğim ‘e En sevdiğim mor; gün batarken kızılını çalıp giyinen dağların doruklarındaki kayaların moru. En sevdiğim mavi; gün batarken hava kararınca lacivert olacağım korkusuyla titreyen denizin derinlere kaçan mavisi. En sevdiğim sarı; sevdiceğinin sevgisini ölçmek için yaprakları koparılan papatyanın, son yaprak seviyor çıkınca, gülümsemesiyle ortaya çıkan sarı. En sevdiğim kırmızı; annesine gül alırken çiçekçinin, “anneye kırmızı gül alınır mı” dediğinde elindeki gülün sevinç kırmızısı. En sevdiğim yeşil; vahşi ormanın en derinliklerinde kimsenin görmediği, dokunamadığı toprakta yeşeren otun yeşili. En sevdiğim siyah, kuzguni seviyorum diye ayak tırnaklarını siyaha boyayan kızımın ojesi... F.K.

GİTTİKÇE DAHA COK HATIRLIYORUM

Resim
GİTTİKÇE DAHA COK HATIRLIYORUM Ne almıştı seni, toprak mı?  Neden almıştı, ömrün o kadar mı yazılmıştı?  Nafile avunmalar, nafile savunmalar. Gittiğinde askıda montun vardı oysa geri gelip giyecekmişsin gibi. Çarşafların hala sana kokuyordu, yıkandıkça azalmadı o koku her bir ipliğe, dikişe sinmişti; fesleğen gibi elledikçe, sevdikçe yayılıyordu çikolatalı, vanilyalı kokun evde kek pişmiş gibi.  Gladyatör tarzı sandaletlerin tam ayağıma göre oldu. Siyah tabi ki en sevdiğin. Arada giyip şöyle bir salınıyorum çarşı, pazarda sevdiğin dondurmadan alıp yalaya yalaya yürüyorum sokakta belki o arı beni de bulur sokar yanağımdan aynı acıya ortak olurum. Acısı ortak olan anlarmış sevdiğini. Sen doğarken hissettiğim acıyı hissedemeyeceğin aklıma düşüyor. Daha pek çok acıyı, korkuyu ama sevinci, heyecanı da hissedemeyişine üzülmeli mi sevinmeli miyim?  Kırklar geçince, yıllar bittikçe unutulmaz oldu her bir anı. Unutmaktan korkunca silinirmiş anılar. Korkmuyorum, her gün anıyor...

YEDİ

Resim
    Yedi   Başında ki yemenisi usulca kaymış yeni kınaladığı saçlarının kokusu burnuma ulaşmıştı. Yedi kere okunacakmış, nazar geçmezmiş, kirpiklerim top top olmuş. ‘Ah üzüm saçlım, gözleri çıksın’ der demez gözlerim yerinden fırlamış gibi hissediyorum. Belki bende birini nazar etmişimdir korkusuyla. Hâlâ nazar duası okuyacak, yedi kere beni kem gözden koruyacak birilerinin hayatımda olması ne güzel. Yatağımda yüzü koyun yatıyorum, küs olunca hep öyle yatarım, yüzümü saklarım deve kuşu gibi yastığa. Yedi kere oku, diyor yine adaşım ama akranım olmayan ninem. Duayı sesli okuyoruz bir ağızdan, ben parmaklarımla sayıyorum, ne eksik ne fazla olmasın, yedi kere okunsun, şifa bulayım.     Yedi, burcumun da uğurlu sayısı üstelik. Tesadüfe bakın kirada oturduğum ilk evin kapı numarası da yediydi. Okul numaramda yedili desem şimdi ‘yok artık’ dersiniz. Yok, demeyeceğim. Bu kadar yedi sayısıyla karşılaşmak mistik bir işaret olmalı. Matematikte hiçbir rakamın bölem...