LEBLEBİ ŞEKERİ
Okul çıkışlarında azda olsa verilen harçlığımdan
arttırdığımla leblebi şekeri alır, eve yürürken keyifle kıtır kıtır yerdim.
Siyah önlüklü yıllardı.
Kuruşla hesap yapılır, her şey tadında yenirdi.
Ceplerim yapış yapış olsa da leblebi şekerini çok severdim.
Kahve içme yaşına gelince de çikolata yerine leblebi şekeri eşlik etti kahveme.
Şekeri, tadıma.
Leblebisi, mideme.
Tatlı ve tuzlunun müthiş uyumu.
Şekerin leblebiyi düzgünce değil de dağınık kaplaması,
bembeyaz oluşu ve yerken çıkardığı kıtır sesi cezbediyordu beni.
Bir yanım tatlı halini severken, diğer yanım tuzuna
tutkundu.
Sizce de leblebi şekeri en masum atıştırmalık değil mi?
İşten eve dönmüş, hemen mutfağa girmiş yemek hazırlıkları
yaparken telefonum çaldı. ' Geliyorum, bir eksik var mı? ' diyerek sordu her
akşam olduğu gibi eşim. Hiçbir zaman istemeyi bilmeyen yanımla yine ' yok canım
' dedim.
Ama içimden " leblebi şekeri " geçmişti. Dün, akşam kahvesine eşlik eden son leblebi şekerleriyle
kavanoz boşalmıştı.
Telefonu kapatınca kızdım kendime. ' Niye söylemedin ki '
dedim.
İstemeyi öğretilmeyen yanım titredi yine.
İstemezdi kızlar.
Babaları ne alırsa giyer.
Anaları ne pişirirse yerdi.
Salata için domatesleri doğrarken bir yandan ' içime işlemiş istemeye korkmak bu yaşta
bile ' derken kapı zili çaldı.
Açtığımda elinde mahalle bakkalının logolu poşetiyle eşim karsımdaydı.
' Aa ne aldın ' dedim.
' Leblebi şekeri ' dedi. ' Sen kahveyle seversin, dün akşam
bitmişti. '
İçimdeki kız çocuğu sevinçten uçtu adeta.
Poşeti elinden alıp ellerim hala domatesli olsa da bir
şekeri ağzıma attım hemen. Kahve keyfini beklemeye niyetim yoktu.
F.K/postallıdenizkızı
.png)
.png)
Yorumlar
Yorum Gönder