YALAN DEĞİL EKSİK SÖYLEDİM
YALAN DEĞİL EKSİK SÖYLEDİM
>KADIN…
-Ah be ahretim; ben sınıfın birincisiydim her derste, dedi.
Öğretmenimiz babamgile kadar gelip, bu kızı öğretmen okuluna gönderelim
dediydi. Ama babam dinler mi, biçki dikiş kursuna bile, ağlaya ağlaya gönderdi
beni. Sonra da biliyon, hemen bizim herifle evlendik işte deyince ahreti:
-Hadi ben sevmedim okumayı ahret, ama sen hala kitap okuyon
bak. Haberleri bile kaçırmazsın. Tarlada çalışırken bile, kulağın radyodaydı
hep. Bizim oğlan gibi sende liseyi dışarıdan okusan, olur mu ki?
-Geçen benim herif, anamgile para gönderdim dedi. Ama
inanmadım tabi. Pantolonu yıkarken cebinden çıkan kâğıdı okudum. At yarışı
oynamış zaar, bizimki tabi beceriksiz, paralar gitmiş atlara. Hadi, canı sağ
olsun dicem, ama anamgile verdim demeseydi. Şimdi ben okula gidecek olsam ne
diyecem ona, tövbe izin vermez.
>ADAM…
Ah be oğlum, dedi.
Benim hatun yıllardır yalan söylüyormuş bana. Yutkundu.
Söyleyeceği şeyleri kendi kabul edememişti ki, nasıl
söyleyecekti şimdi. Boyunca evladı vardı. Allah bağışlasın. Kendini mi düşünse,
evladını mı?
Arkadaşının ‘ne oldu be sağdıç’ demesiyle düşünceleri
dağıldı birden.
O gitti, dedi. Başını öne eğerek. ‘Nasıl gitti? ‘ dedi
sağdıcı.
Sana hiç yalan söylemedim ama eksik söyledim diyerek gitti
işte.
>KADIN
Benim herif, kendi kasabaya gidince her şeyi yapar. Deyip,
yere bakmaya başladı. Biraz kızgınlık, biraz eksiklik hissetti. Hâlbuki köyün
en güzel kızıydı. Topraktan, güneşten, çalıdan, çırpıdan yıpranmış ellerine
baktı. Bende ‘yalan söylemem eksik
söylerim’ dedi birden ahiretine.
-Senin oğlan gelsin hele her gün çalışalım bakalım, derken
içinde sevinç kıpırtıları vardı.
>ADAM…
‘Neyi eksik söyledin?
Dedim.
O kadar, yalan söyledim ki sana nerden bileyim deyince, öyle
buz gibi baktı gözlerime, gözünü kırpmadan. Elinden süzülen bulaşık suyu öylece
mutfaktaki halıyı ıslattı. Başka zaman olsa öyle halı ıslanacak… Tövbe ki, ne
tövbe anında hoplardı bizim hatun ama öylece taş kesildi kaldı.
Hani şu korsan filminde var ya medusa mıydı, neydi? Onun gibi
beni taşa çevirecek sandım valla.
Sana hep yalan söyledim dediğime mi yanayım. Yoksa o bana
eksik söylemiş ona mı yanayım şaşırdım kaldım.
>KADIN
Diplomayı alınca ne yapacağı sevinci, kaygısı, korkusu dans
etti içinde.
Hayallerini düşündü: Resim yapmak. Yıllardır eline kalem
almamıştı. Oysa ağaçlara, toprağa hatta yapraklara çizdiği resimleri düşündü.
Yarın kasabaya gidip resim malzemeleri alayım, dedi.
Herifin sakladığı sigaraların yanına koyarım derken de
muzurca gülüyordu…
>ADAM
Ben öylece taş kesilmişken, birkaç pılı pırtıyı topladı
çıktı gitti işte.
‘Nereye gidecek yahu dert etme gelir akşama’ dedi sağdıcı
ama o tedirgindi. Karısı ilk defa terk etmişti evi.
Üstelik neyi eksik demiş, onu demeden gitmişti. Demek anama
para gönderdim deyip, at yarışında kaybettiğim parayı anladı bizimki.
Ya da, kasabada amcamgillerde kalıyorum dediğimde, şeytana
uyup başka evlere gittiğimi hissetti. Yok, canım onu nerden hissedecek.
Kasabanın hamamında bir güzel yıkanıp eve gelmiştim.
Yok, yok bu kadın başka bir iş çeviriyor ya, çıkar kokusu
bakalım.
Sağdıca da söyledik, hol yok yumurta yok. Belki döner akşam
eve komşuya gitmiştir. O nereye gidecek ki. Yol bilmez iz bilmez…
Gözü masanın üstünde ki açılmış zarfa ilişti.
Elleri
titreyerek açtı bu kime gelmiş derken. ‘Açık öğretim lisesi’ ve ‘sınav sonuç
belgesi’ yazılarını anlayabildi sadece,
he mi de üstünde, hatunun adı yazıyordu…
.png)
.png)
Yorumlar
Yorum Gönder