AYNANIN ARKASINDAYIM
AYNANIN ARKASINDAYIM
Teneffüs zili çalınca her zaman
ki gibi tüm öğrenciler sınıfı hızlıca boşaltmış, koridorlarda öğrenci seli
başlamıştı. Benim aklım ilk teneffüste bitiremediğim sandviçimdeydi. O sabah
kahvaltı yapmaya fırsat bulamamış, ilk otobüse zar zor yetişmiş az daha servisi
kaçıracaktım. Bir saatten fazla süren servis yolculuğu boyunca sabahları uyur,
okul çıkışı dönüşte kitap okurdum. Aceleyle hazırlayıp çantama attığım
sandviçte ki domateslerin suyu patlayan poşetten çantama akmış, onu
temizlemekle geçen teneffüs zamanı sandviçimi bitirmeye yetmemiş; içim el
vermeyerek peçeteye sarıp dolabıma koymuştum.
İkinci teneffüste bir kaç lokmada biten sandviçime eşlik eden çayımı yudumlarken öğretmenler odası kapısını çalmadan aniden açan öğrencime “gel bakalım” dedim. “ Hocam, siz gelir misiniz? “ dedi. Anladım ki mevzu derin.
Sandviçimin son lokmasını ağzıma atıp, sıcak
çay kupam elimde öğrencimin arkasından okul bahçesine çıktım. Aslında konuyu az
çok biliyordum ancak onu dinleyerek eksik parçaları tamamlamak istiyordum
doğrusu. Birlikte okul bahçesinde ki kamelyaya giderek, yerel yönetim
tarafından hediye edildiği belli olsun diye üstü damgalı ahşap banklardan
birine sessizce oturduk. Sakindi; ama içinde ki fırtınayı gözlerinde
görüyordum. En az 6 knot şiddetinde diye düşünürken, o içindekileri boşaltmaya
başladı. Onu dinlerken bir ayna gibiydim, sıkılmış yumruklarını görünce benimde
ellerim birden yumruk olmuş; kızgınlıktan kısılan gözlerini görebilmek için
bende gözlerimi kısmaya başlamış; onun titreyen bacaklarını taklit etmemek için
bacak bacak üstüne atarak baskılamıştım ayna dürtümü. Derslerde uyuyan,
sınavlarda çoğu zaman bir iki soruya yanıt vererek neredeyse boş kağıt veren,
teneffüslerde hiç dışarı çıkmayan, çoğu öğretmen arkadaşımın okulu bıraksa
umurunda olmayacağı öğrencimin anlattıkları benimde ortak yaralarımı deşip
kanatmıştı.
“Sizden başkasına güvenemem” deyince; aldığım
sorumluluğu bilsem de artık onun dümen suyuna girmiştim. İlk sınav kağıdını
okuduğumda yazısının ne kadar itinalı olduğunu düşünmüş sadece bir soruya
verdiği uzun yanıtı okudukça bildiklerini böyle yazabilen birinin diğer
sorulara niçin yanıt vermediğini sorgulamıştım. Banktan kalkarak usulca sınıfa
yürürken artık o boş kağıdın sebebinin dolu geçen geceler olduğunu biliyordum. Boyu
1.85 olsa da yükünün ağırlığının onu daha kısa gösterdiğini fark ettim önümde
yürürken. Başarın tadını alsa omuzları daha dik yürüyebilir gibi geldi; kafamda
onlarca plan dolaşırken.
İlki konulu bir şiir
yarışmasıydı. Birkaç kez yazıp sildi, şiirinin mükemmel olması için. Defalarca
internete girip kontrol etti intihalden korktuğundan. Eseri ödüle layık
görülünce plaketini almak için sahneye çıktığında tir tir titriyordu ama kamelyada
ki titreme değildi. Bense ön koltukta izledim onu gözlerim sulu gururla.
Ailesinden kimse gelmedi törene, bilmedi ödül aldığını.
“Benim aynam oldunuz “ dedi. Ödül
aldığı şiirinden bir mısraydı. Ben aynanın arkasındaydım oysa.
.png)

Yorumlar
Yorum Gönder