AMBAR

 




Ambar

Ayak sesi duydum, geliyor. Son nefesimi vermeden beni çıkarır mı? Bu karanlık, nemli, küf kokan ambardan. Balık kokusu her yerime sindi, hücre suyum bile balık kokuyordur eminim. En lezzetli, en taze olduğum için beni livarların arkasına sakladı beni sonra yemek için. Tamam, sakladın unutmasaydın bari, sahi kaç gündür inmedi ambara hasta mı oldu acaba, bu kutu dar gelmeye başladı artık. Ne kadar kalacağım burada,  belim büküldü, iskeletimde kemikler yer değiştirdi, parlak rengimde soluyor korkarım, tazelik dersen yitip gidecek.

Ayak sesi değilmiş.  Yine fırtına çıktı anlaşılan, ya batarsak, hiç gelemez, bulamazsa beni. 

Tuzlu suyu seviyorum diye beni buralara atıp unuttu, eminim. Tuzlu su diri tutar bilirsiniz, çürümeyen tek şey tuzdur, tuzun içinde eridiği su önemlidir, öyle her su kullanılmaz, yoksa çürür gidersin. Birde sirke konusu var tabi.  

Ara ara bir koku geliyor burnuma size de koktu mu? Ayy yüzgeçlerim erimiş, belim büküldü demiştim, hissetmiyorum artık iskeletime değen konserve kutusunun kopan kapağını. Sanki sularım çekiliyor hücrelerimde. Kurumuyorum bu başka bir şey; beni eline alsa kılçığımı çıkarmak için lime lime döküleceğim, acemi birine denk gelsem hamsi miyim, sardalya mıyım? Bilemeyecek. 

Koku artık her yerde, ambar kokusu değil bu, ilk geldiğimde sadece taze balık kokusu vardı. Unuttun beni burada. Üstelik kapağını açmıştın konservenin, ayak sesi duyunca yerim diye,  bıraktın beni burada. Ambarın faresi bile yiyemedi beni, ya tuzum fazla ya da yağım fazla artık sardalya bile değilim. Sende denizci değilsin eminim, çürüme kokusu yarın öbür gün getirir seni ambara eminim, eee sen istedin, yiyip bitireceğine çürüme  kokusunu çekeceksin.  Bende son kez şöyle bir yayılayım yağlı tuzlu suyun içinde, sirke si faz la o l s a d  a....

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

YUNUS ISLIĞI

AYAKKABI HİYERARŞİSİ

MIKNATIS