Kayıtlar

YEDİ

Resim
    Yedi   Başında ki yemenisi usulca kaymış yeni kınaladığı saçlarının kokusu burnuma ulaşmıştı. Yedi kere okunacakmış, nazar geçmezmiş, kirpiklerim top top olmuş. ‘Ah üzüm saçlım, gözleri çıksın’ der demez gözlerim yerinden fırlamış gibi hissediyorum. Belki bende birini nazar etmişimdir korkusuyla. Hâlâ nazar duası okuyacak, yedi kere beni kem gözden koruyacak birilerinin hayatımda olması ne güzel. Yatağımda yüzü koyun yatıyorum, küs olunca hep öyle yatarım, yüzümü saklarım deve kuşu gibi yastığa. Yedi kere oku, diyor yine adaşım ama akranım olmayan ninem. Duayı sesli okuyoruz bir ağızdan, ben parmaklarımla sayıyorum, ne eksik ne fazla olmasın, yedi kere okunsun, şifa bulayım.     Yedi, burcumun da uğurlu sayısı üstelik. Tesadüfe bakın kirada oturduğum ilk evin kapı numarası da yediydi. Okul numaramda yedili desem şimdi ‘yok artık’ dersiniz. Yok, demeyeceğim. Bu kadar yedi sayısıyla karşılaşmak mistik bir işaret olmalı. Matematikte hiçbir rakamın bölem...

Doğum Günü

Resim
  Doğum Günüm Çarşamba Haftaya doğduğum gün, annem beni doğuracağı için heyecanlıydı, eminim. Nasıl o kadar eminsin derseniz kendimden biliyorum. Doğumu beklemek biraz korku, biraz endişe, biraz gurur. Birinin dozu kaçarsa senin de keyfin kaçar. Annem hangisini kaçırmıştı acaba?  Perşembe Doğduğum güne altı gün var. Bence doğum gününü annen kutlamalı, doğurma günü diye. Sene hesabı yapmak da neymiş. Yarım asır yahu. Bir de üstüne beş yıl ekle. Geceleri düşsek şu hesaptan olmaz mı? Cuma Bu sene plan yapmıyorum, kutlamaya gerek yok. Eyvah, galiba yaş aldıkça mum üflemek korkutmaya başladı. Yok be, dilek tutmak kolay. Ya tutmazsa ne yaparım korkusu bu. Yaş aldıkça küçülen umut orantısı bu. Payla paydayı yer değiştirsem oran değişir mi? Pazartesi Cumartesi, pazara ne oldu demeyin. Sevdiğim için tatil günleri çabuk geçti. Saat saymadım. Pazar kahvaltısını özenle hazırlayıp emlakçı kardeşlerin yenilediği evi izleyerek yedim. Üstüne de bir güzel çam kokulu kahvemi içtim. Emekli olduğ...

HAYAL

Resim
Hayal 1977 Çocukluk hayali işte, ilkokullarda izci kıyafeti giymiş bando takımları vardı o yıllarda. Takıma seçme yapılacak, yirmi beş kuruş kayıt parası istediler okuldan, babam ne para verdi ne de izin verdi yavru kurt olmama. Her bayramda hayalî ben, trampeti coşkuyla çalarak en arkada yürüdüm hep... 1983 Ortaokul bitip liselere giriş sınavları başladığı zamanlar, ilçemizdeki liseye gideceğim. Hayal değil, kız çocuklarını okutan bir aileye sahibim, bir de benim fen lisesi, sağlık meslek lisesi ve parasız yatılı liselerin sınavına girmediğimi fark eden öğretmenime. Babam, öğretmenimizin uyarısıyla başvuru tarihi geçmeyen tüm sınavlara götürüyor beni. Hayalim hemşirelik değil, sınavı sabote ediyorum. Yatılı okumak hiç hayalim değilken okulun ilk günü evden uzakta bir ranzada uyumaya çalışırken buluyorum kendimi evde olmayı hayal ederken... 1989, 1991 Hayaller ve kararlar arasında bir bağ var. Dereceyle biten üniversite hayatından deniz hukukunda yüksek lisansa devam etmek ...

İLAÇ

Resim
  İLAÇ  Ocak Ayı, Yine tansiyonum yükseldi, yine diyorum, beni tanıyanlar bilir, gençliğimden beri tansiyonumla aram pek iyi değildir. Dil altı hapımı arıyorum çantada, hap daha elime değmeden ağzıma ekşi tadı geliyor. Kendimi Pavlov’un köpeği deneyinde gibi hissediyorum. Tansiyonumun niye yükseldiğini hatırlayıp bu kez sahne senin değil sevgili tansiyon diyorum. Bu kez alarm yok. Şubat Ayı, İlacımı yine çantama koymayı unutmuşum, yine diyorum, beni tanıyanlar bilir, ilaçlarla aram pek iyi değildir. İlaç içmeyi sevmem. Karaciğerim de benim gibi seçici, içeriği önemlidir kullanacağım ilacın. Ağrı kesicileri hiç sevmez, ağrı eşiğim yüksektir. Çok acı çektiğimle doğru orantılı olduğunu düşünüyorsanız... doğrudur. Mart Ayı, En iyi ilaç, sevgidir. Neyse ki sevgiyi çantama koymayı unutmama, bir bardak suyla yutmama gerek yok. Hayatın üç kez bana sunduğu can hakkını en iyi şekilde yaşamaya çalışıyorum, bildiğim gibi. Bildiğim gibi diyorum, beni tanıyanlar bilir, sevginin, saygının,...

ÜNİFORMA AŞK

Resim
  ÜNİFORMA AŞK Hepiniz birbirinize benziyorsunuz. Oysa farklılıklar belirliyor seni, beni. Farklılıklar ayırıyor bizi, sizi. Üniformada omzundaki çentikler gibi değil; zamana bağlı olmayan yaşanmışlıklarla kazanılan tecrübelerin belirliyor seni, beni. İğneyle şişirilmiş avurtlarınız var. Bütün burunlar hokka. Alnınızdaki çizgiler belirmeden onları yok etme savaşındasınız. Saç renginizi sosyal statünüz belirliyor. Kırmızı rujun ruhu değişti, sayenizde utanır oldu aşktan. Hırsınızla egonuzu harmanlayıp yeni bir tür yarattınız sosyal medyada. Utanmadınız. Herkes öyleydi nasılsa. Ben farklı nasıl olurum değil, onlar gibi nasıl olurum hesaplarına girdiniz, hata payından korkmadan. Şakşakçınız çoktu nasılsa. Ya çok güzeldiniz ya da çok yakışıklı. Sorsanız komünist değildiniz ama hepiniz üniforma giymiştiniz. Sorsanız faşist değildiniz ama hepiniz tektiniz. Aşka bile üniforma giydirip arkasından güldünüz. Çok gülen ağlarmış, bilir misiniz? F.K.

ÖSTROJENİMİ GERİ İSTİYORUM

Resim
  ÖSTROJENİMİ GERİ İSTİYORUM  İki bacak yukarı muayene konumunu yaşamayan kadın yoktur. Utanırsın, sıkılırsın, o masada değerin düşer, değerin yükselir. Doktor, tanı koyar; yaşın, başın sorulur. Kanındaki rakamlar devreye girer. Kimi düşmüş, kimi yükselmiştir. Kadınlığını yaşamadan kadınlığından olmuşsundur. İlaç takviyesi, moral desteği derler. Sen içten içe seviniyorsundur. Kadın olmak sadece bir hormona bağlıymış gibi korkarsın. Neyse ki anne olmuşsundur. Tescilli kadınsın ne de olsa. İlaçların yan etkisi kıllanmakmış, gülüyorsun. Sakalım olursa sözüm geçer deyip tiye alıyorsun. En kötüsü kilo almakmış, az yesen de. Aman, boş versene, bu yaşta kim bakar bana diyorsun. Yaşa, başa bakmadan aşk olur mu ki diye içine bir kurt düşüyor. Saçım okşanarak uyumadım ki daha diyorsun. Kız çocuğu gibi sevinmek istiyorsun, hediyeler alınıp. Parka gidip salıncağa binmek istiyor canın birden, dakikalarca sallanıp sırada bekleyen çocuklara nanik yapmak istiyorsun. Kız çocuğu olduğun yılla...

ALFABE

Resim
ALFABE  A Aaaa diye şaşırdığım; Ana derken annemi, ana derken anlarımı yazdığım, âlem demek için üstüne şapka taktığım; okuma fişlerinde Ali/atla öğrendiğim... B Babanın ilk harfi, çoğumuzun ilk bebek sesi. Balığın B’si, ister bal dersin istersen bol, sesli harfin neyse anlamı odur... C/ Ç Canan koymak istemiş annem adımı, ismimle müsemma olurdum eminim yine. Altına bir çentik gelince sesi değişen C, çamur atar hemen diğer dillerin alfabesine... D Dedemin kişiliğimdeki etkisi gibi D; dairenin yarısı, diğer yarısını bulunca O harfi olup onu yazacağım... E Elif’in E si, başka alfabede ilk harf olduğu, sesli harflerden de ilk sırayı kaptırdığı için biraz   kaprisli... F Adımın ilk harfi. Rehberde en sevdiğim yer. İsim, bitki, hayvan, şehir oyununda eksiksiz tamamladığım... G/Ğ Geminin G si deyince sular durulur bende herkes bilir. Üstüne şapka alınca dünyada tek, alfabede neden “ yumuşak “ diyerek işi karıştırdınız bilmem.... H Hâlâ hâlden anlamıyo...