Kayıtlar

ÇÖMLEK

Resim
  ÇÖMLEK   Ellerindeki çamurun suyla akıp giderken lavaboda bıraktığı bulanıklığa takılıp kaldı gözleri. Toprağı hep sevmişti; kokusunu, rengini, doğurganlığını, en çok küsmeyişini. Toprağa gidince aklı çömlek ustasını hatırladı. Babası çırak olarak onu işliğe bıraktığı ilk gün ustanın sert bakışları arasında çömleklere bile bakamamış, sadece keskin toprak kokusu genzini yakmıştı. Yaz kış hep hissedilir bir serinlik olurdu işlikte. Girişi bir mağara gibiydi,   içeri girince üç büyük odadan oluşan, duvarları ahşap raflarla kaplı işlik,   ilk gün ona çok büyük gelmişti.   İlk ay sadece temizlik ve düzen işleri vermişti ustası. Arada ustasına imrenerek bakardı, tezgahı sol ayağıyla ustaca çabucak çevirirken çamura şekil vermesine hayran olur ama bir türlü cesaret edemezdi tezgaha geçmeye. Ustası çömlek çamuru çıkarmaya giderken onu götürmez, daha sırra hazır olmadığını belli ederdi gözleriyle tek kelime etmeden. At arabasını her hazırladığında bu kez “sende g...

TREN PENCERESİ MANİFESTOSU

Resim
  Tren Penceresi Manifestosu   Açık yeşil, koyu yeşil, yaprak yeşili, ağaç kahverengisi, su mavisi, kaya grisi, gökyüzü mavisi, bulut yok, meşe ağacı çok, zeytin ağacı az, akasya ağacı, bu ağacı bilemedim, dikenli tel, elektrik direği, elektrik telleri üstünde kuş yok, yol gördüm, kilometre levhası 147 kilometre kalmış, mısır tarlası boyumu aşmışlar, elma ağacı, erik ağacı, incir ağacı üstünde hâlâ incir var, yine aynı ağaç yine bilemedim, katır tırnağı kurumuşlar, sığırcık sürüsü geçiyor, kurumuş bir kaç ayçiçeği, yıkıntılar var eskiden evmiş,   böğürtlen bodurları mevsimi değil   kurumuşlar, inekler, çoban, kepeneği yok, yine aynı ağaç bilemedim, kayaların üzerinde yosun, kuzey orası mı?,   selvi ağacı, mezarlık yakın olmalı, köy mezarlığı, reklam tabelası, hayat sigortasıymış, rakım beş yüz, plastik çöpler, kim atmış?, turna kuşu havalandı,göç etmedi mi?, domates tarlası, traktör hem de kırmızı, kara yolu yine göründü, raylar çift oldu, makas atıldı, is...

GÜVERCİN OTELİ

Resim
  Güvercin Oteli   Annem, elimden tutuyormuş gibi tek tek tırmanıyorum basamakları, çocukken ikişer üçer hoplayıp çıktığım merdivenler çoğalmış hatta genişlemiş, apartmanın duvarlarına sinmiş kendine has kokusuna   elimdeki salçalı ekmeğin kokusu da   karışarak, duvara çizdiğim kuş resmini bulma umuduyla çocuk gözlerimle yaşlı bacaklarım her katta dura çıka yıllarca inip çıkan komşuların, misafirlerin, satıcıların, çocukların ayak izleri kara beton üzeri atılan parça mermerlerden yapılmış mozaikten döşemeyi parlatıp, içeri doğru meyil verdiği yerlere basmaya korkarak adımlıyorum. Herkes aynı yere basmaya dikkat etmiş gibi basamakların orta yerleri kenarlara göre daha çukur ve kaygan. Umarım düşmeden çıkarım terasa. En çok manzarayı merak ediyorum, hafızamdaki eski İstanbul değil, biliyorum ama unut hastalığım ilerlemeden çocuk gözlerimle, çocuk heyecanımla tekrar görüp hafızama kaydetmek istiyorum.   Meslektaşım fark etti unut hastalığımı, eşimin ölümünden...

YALNIZLIĞA TUZLU KAHVE

Resim
            YALNIZLIĞA TUZLU KAHVE                                             Otobüs terminallerinin kendine has o kokusu. Gurbetçi, yedekçi, yemekçi, çileci, gözlemci, insancı kokular. Ekşimsi, tatlımsı, tuzluca bir tat bırakır genzinde. Otobüs, perona girdiğinde kokular değişir, üstüne sinen kokuyla koltuğuna kurulursun. Camlar sımsıkı kapalıdır, hiçbir koku girmesin, hiçbir koku çıkmasın diye.             Evden çıkarken evinin kokusunu askıya asıp çıkmışsındır. Yanına oturacak yolcuyu merakla beklersin, bazen şans senden yanadır, boştur yan koltuk. Üstüne sinen kokulardan en sevdiğini seçip derin bir nefes alırsın, camdan akıp giden kâh ağaçlı kâh dağlı kâh çorak bozkır manzarasına bakarak.            Ben de teke...

HİŞT GELSENE

Resim
  Hişt Gelsene   Hişt gelsene, gel diyorum sana;   Seni yazdım,   yanına S eviyorum   yazmak için içindeki sevgiyi vermen lazım kalemime...   Hişt gelsene, gel diyorum sana;  Seni yazdım, yanına Ö zledim yazmak için içindeki özleme hissini vermen lazım kalemime... Hişt gelsene, gel diyorum sana;  Seni   yazdım, yanına T akdir ediyorum yazmak için içindeki bilgeliği vermen lazım kalemime... Hişt gelsene, gel diyorum sana;  Seni yazdım, yanına H adi gidelim yazmak için içindeki maceracı özgür ruhu anlatman lazım kalemime... Hişt gelsene, gel diyorum sana;  Seni yazdım, yanına B en yazmak için içinde miyim görmem lazım.        

YOLCULUK POSASI

Resim
  YOLCULUK POSASI Tren istasyonu biten bayram   yorgunluğunu sıcağın yüzlerine yapıştırdığı bezgin yolcularla doluydu. Tehirli gelecek olduğu anons edilen treni beklerken sıkılan çocuklar sıcağa aldırmadan oyun kurmuşlardı bile. Bayramlık elbiselerinin kirleneceğinden korkan annelerin sesi bile çıkmıyordu. Nemli sıcak havadan yapış yapış saçlar, kirpiklerden dökülen ter artık dayanılmaz olmuş, tren gelse de yerlerimize oturup serinlesek diye gözler raylardan gelecek tren düdüğüne dikkat kesilmişti. Yaklaşık yarım saatlik bekleme sona erip tren, istasyona yanaştığında herkes biletlerine bir kez daha bakıp vagonlarını, koltuk numaralarını kontrol ettiler. Birer birer bavullar, çocuklar, yiyecek dolu çantalar taşındı, numaralar sorulup bulundu, yerlerine oturtuldu. Herkes dışarıdan pek farkı olmayan sıcağı fark edip söylenmeye başlamıştı. Birinci vagondaki elli beş koltuk tamamen doluydu. İlk dakikalarda herkes mırıldanmış, sonra şikayet sesleri yükselmeye başlamıştı. Ön ko...

EN SEVDİĞİM'e

Resim
En Sevdiğim ‘e En sevdiğim mor; gün batarken kızılını çalıp giyinen dağların doruklarındaki kayaların moru. En sevdiğim mavi; gün batarken hava kararınca lacivert olacağım korkusuyla titreyen denizin derinlere kaçan mavisi. En sevdiğim sarı; sevdiceğinin sevgisini ölçmek için yaprakları koparılan papatyanın, son yaprak seviyor çıkınca, gülümsemesiyle ortaya çıkan sarı. En sevdiğim kırmızı; annesine gül alırken çiçekçinin, “anneye kırmızı gül alınır mı” dediğinde elindeki gülün sevinç kırmızısı. En sevdiğim yeşil; vahşi ormanın en derinliklerinde kimsenin görmediği, dokunamadığı toprakta yeşeren otun yeşili. En sevdiğim siyah, kuzguni seviyorum diye ayak tırnaklarını siyaha boyayan kızımın ojesi... F.K.