GARDIROP
GARDIROP Fal taşı gibi açtı gözlerini. Karanlığa alışana dek nefes nefese, hiç kıpırdamadan bekledi. Naftalin kokusunu alınca, babaannesinin kışlık paltosunu sandıktan çıkardığını hemen anladı. Bir anda sarımsak kokusu, kına kokusu, hastane kokusu… Yani babaannesinin kokuları burnuna doldu. “Gitmeyeceğim işte,” dedi kendi kendine. Okula gitmek istemiyordu. “Babaannem bana öğretir,” diye ekledi. Annesi ve yengesi onu ikna etmeye çalışıyorlardı. Okulda pek çok arkadaşı olacağını, teneffüste ip atlayabileceğini, hatta resim dersi olduğunu söylediler. Ama o kararlıydı. Artık gardıropta yaşayacaktı. Karanlığa gözleri de iyice alışmıştı. Askıdaki gömlekleri, babasının iş pantolonunu, annesinin kardeşinin sünnetinde giydiği süslü elbiseyi seçmeye başladı. Gardırobun dibinde bir kutu dikkatini çekti. Bir ayakkabı kutusuydu. Yavaş yavaş kapağını açtı. Geçen hafta vitrinde görüp istediği, annesinin: “Bunlar çok ...